Turkiye zeki ama tembel ogrencilerin isi bilip ise gitmeyenlerin -nereden geliyorsun diye sorarlarsa isten geliyorum diyenlerin- ulkesi. Isten kacmak icin harcanan emegin ise verilen emegi gectigi bir cennet kosesi yurdumuz. Tepeden tirnaga, ogrenciden ogretmene, amirden memura bir is ahlaksizligi cenderesi. Turkiye’de ahlak kelimesinin en genis cagrisimi belden assagidadir, is yerine ugradigi pek gorulmez.
Ogretmenler basarisiz ogrencilerin velilerini kirmamak icin “zeki ama tembel” diye agiz birligi etmiscesine ayni seyi soyluyorsa diyebiliriz ki turkiyede tembel olmak bir hakaretten sayilmaz. Kuzey amerikada “tembel” baya ciddi bir laftir. Kimse kolay kolay soylemez bunu birisi icin, “daha cok calismasi lazim” falan gibi ara sokaklara kacar mecbur kalirsa. Bazi baglamlarda bizdeki anaya-baciya sovmeye denk gelir tembellik ithami.
Kanada’dan bir ogrenci portresi ciziyim size. Universitede kendi basima ders vermeye basladigim ilk sene odev agirlikli bir ders plani hazirladim, neredeyse her hafta ya odev teslimi var ya vize. Fakat odevlerin zorlugu/uzunlugu ne olmali konusunda kararsiz kaldim kidemli bir hocaya danistim. Bana sunu soyledi “bir ogrencinin haftada toplam 40 saatini derslere ayirdigini varsayabilirsin. ortalama ogrenci donemde 4 ders aliyorsa, ders basina haftada 10 saat duser, ondan da haftalik 3 saat dersi cikartirsan kalir 7 saat. Bu yedi saatin 3-4 saatini derslerin tekrari/onhazirlik icin kullansa odev icin de 3-4 saat kalir. Odevlerini buna gore hazirlarsan olur”. Dedigi gibi yaptim, ogrencilerle de teyit ettim ne kadar zaman harcadiklarini odevleri hazirlamak icin gercekten 3-4 saat. Siniftaki 25 civarindaki ogrencinin hemen hepsi butun odevleri teslim etti. Diyemem ki burada butun ogrenciler her hafta 40 saat derse harciyor ama cogu ogrenci temiz bir 20-30 saat veriyordur her hafta okuluna. Turkiyede istisnalari kenara birakin (o istisnalar inek lakabiyla caliskanliklarinin karsiligini alirlar arkadaslarindan), iyi denilen universite ogrencisi derse gelir donemde 1-2 odev yapar (onu da son hafta yada son gece) bir de vizelerden finallerden once sabahlar. Kotusunu biliyorsunuz, universitenin kantininden mezun olan arkadasi vardir herkesin. En iyi kingciler ITUnun kantininden cikar denirdi benim ogrencilik zamanimda.
Onunde baska hic bir is olmadigi halde, sizin dosyanizi isleme koymayan memuru hepiniz taniyorsunuz di mi? Sittin senedir ayni ders notlariyla ders anlatan hocayi da biliyorsunuz. Vize ve final zamani okulda tureyen ogrencileri de bildiniz. Kantin mudavimlerinden sag kosede vatan-millet bekcileri, sol kosede tez-antitez-sentezciler, ortada kingciler: hepsinin ortak ozelligi sabahtan aksama kadar cay-kahve-sigara icip orada asil yapmalari gereken isi savsaklamalari. Yahu birisine isin nasil diye sorunca “parasi pek iyi degil ama rahat. falanca sebepten sabahtan aksama kadar yatiyorum” yanitini ne kadar sik duyabilir insan?
Herbiriniz sorun kendinize, yaptigim isi yapabilecegim en iyi sekilde yapiyor muyum/yapmaya calisiyor muyum diye. Amalari, fakatlari bir kenara birakin. Aslinda ben yapardim ama bizim bi mudur var soyle oldu boyle oldu geyigini gecin bir kalem. Ben aslinda derslere calisirdim ama hocalar beni okuldan soguttu muhabbetini yapmayin. Kime sorsan herkes isini yapmaya niyetli ama bir baskasi duzgun calismadigi icin kendisi de calismayi birakmis. E kardes iste biz buyuz. Hepimizin toplami bu iste, neredeyse bir allahin kulunun isini yapmadigi bir ulke.
Serbest girildi